es

çünkü kaosa bağımlı benliğim; ben bir acıkeşim

kendime ceza kesildim ve mahkemenin savcısı bendim!
ben idamımı istedim o yitik sabahta
sense sensizliğe mahkum ettin…

Category: dip  3 Comments
ihtiras

herşeyi yıkabilirim
güzel olan herşeyi yok etmeye programlanmış benliğim
ve ben
siyahın laneti
mutlu düşlerimin utancı…
beni gülerken görebilirsin, pek tabii;  günah neşelendirir beni
gece dans ederken veya sabah sevişirken
gün içinde güldür de göreyim
gün sararken beni
güldür de
teslim edeyim sana tüm günahlarımı
tüm çıplak bedenlerimi al, yak beni
geceleri attığım hain gülümsemeleri, fiyakaları
zıplamalarımı vereyim sana çocuksu
kurduğum ütopik düşlerle süslerim ozaman seni
emeğimin masum elleriyle…

gülerken görebilirsin beni, pek tabii; saklar gece acizliğimi
güneş okşarken tenimi, gün içinde güldür beni
ve kahkahalar da istemem ha, onuruyla, küçücük gülümsemeler yeter bana…
gün içinde güldür de beni
yakayım gecelerin maskesini.

Category: dip  One Comment
tükenirken

acın düştü içime bu hain gecede
kokun sinerken içime, göz yaşın, yasım, adın…
rüyamın beyazı, günün esmeri, siyahın öfkesi
sağar gibi gece içimden seni, son dublemin mahmurluğu
bildiğim tek türkünün solisti, tek melodisi şarkımın…
günahına gaddar girdi
sevabında boğ beni
ki vicdanım -en kötü yanım
öldürmeyecek bu dert, biliyorum; tanıdım
kıvranırken çıplak bedeni üzerimde günahın
sen pis çarşafa bıraktığım tertemiz göz yaşım…

senin en kötü yanın dedi, vicdanın
ve bunu yazmalısın

sökerken içimden huzura dair herşeyi iyi niyetlerim
cesedimin gururuyum ben
ve sen canlı yaşamının utancı
ağlarken söylediklerinsin, ne yaparsa yapsın arsızlığın
acıyı tanırım
seni tanıdım…
sessiz çığlıkların yankılandı dünyamda defalarca
ki feryattan evladır fısıltılarla döktüğün acın
içime…
boşaltırken kendini doldurduğun kabım ben senin
ve acını taşırım
utanırım bundan, yaşadıklarından, yaşadıklarımdan
bunu yaşıyor olmaktan utanacak kadar adamım
ama ah benim bu susmak bilmez vicdanım
ah benim vicdanım…

herkese dedi acıyorsun
peki ya sana kim acısın?

köprünün ışıkları vururken çaresizliğimin üstüne
serin sularına daldırdım da çıkarmadım boğazın
boğulsun
boğulsun
boğulsun umutlarım,
boğdum.
ve acıyı bilirim, teninin yanmasını
etini yakan korun acısını
acıdım…

üzgünüm senin için
ve benim
ve bizim için üzgünüm,
hepimiz için
çok üzgünüm.

fikrin küçük dünyan dar

Küçüksün
Düşüncelerin kadar küçük
Ve içindeki irin
Zehirin
Zehirli sevişlerin
Sahiplenişin -ki katliam
Sen
Katilsin
Tahammülün yok mutluluğa
Kimsenin mutlu olmasını istememek gibi ütopyaların var senin
Yalnızca sen
olabilirsen
Ve her şey yıkılabilinir bu uğurda
Herkes katledilebilinir çünkü sen yitirişlerden doğmuş bir yetimsin
Kaybettiklerin karşısında her şeye sahip olabileceğini sanıyorsan, yanılıyorsun
Kaybetmeye devam edeceksin.

27.10.09

Category: dip  One Comment
düşünme

Düşünme…

Yanaklarına kondurduğum buselerde kaldı aklım

Üstüme çöken kokunda huzurum

Bileğimi tutan ellerin kelepçelerim ve hürriyetimi sevinçle teslim etmişim

Düşünme…

Ufacık gülüşlerin büyür zihnimde, çığ gibi, artarak daha da

Küçücük bedenin üstüme kapanır; dünya zifiri, her yer sen

Ve kanım çekilir parmak uçlarıma, sana uzanmak ister gibi adeta

Devinen her şey sen olurken

Düşünme…

deme bana…

 

24.10.09 10.30

Category: dip  Tags: , ,  Leave a Comment
çağrı kaydım

Evet, seni aradım
ama telefon kayıtlarında yok bu çağrım
dağa sor, ormana, yaşlı çınara ve yapraklarına…
şahit tuttum geceleri yıldızları sessiz çığlıklarıma
gülerken yüzümdeki o alaca maskem
içimde seni tuttum
ve sen yoktun
gelişinin izi bile görünmüyordu ufukta
dans eden insanlardan ibaret güruhlar görüyordum ışıkların altında
ve sen yoktun…
Evet, seni aradım
bilinmeyen numaralardan seninle konuşuyordum zihnimde
gitmediğim yerlerde sahneler kuruyordum gülüşmelerin adına
ve süprizler yapıyordum sana
hava aydınlıktı, çiçekler yeşil, deniz mavi
her şey tam olması gerektiği gibi yani
teninde cennet kokusu
tenin kadife ipeğimsi…
küçük bedenini kollarımda çevirdiğim piknikler yapıyorduk seninle.
Evet, seni aradım
ve haberin yoktu senin
dört duvarıma sor bunu, attığım çentiklere
seviştiğim tenlerde bıraktığım öfkeye sor bunu, sevilmeyen bedenlerde  
gittiğim mağazalardaki reyonlara sor, almadan bir şey çıktığım
izlediğim filmlerin boş koltuklarına
yalnız içtiğim şişelere
ve tükettiğim geçmişime sor…

22.10.09 14:37

Category: dip  Tags: , , , , ,  One Comment
sana izah zor

Sana izah zor.
Bütün kelimeler ufak çünkü yara almış ruhundaki kara delikten
Ve her şey yutulmalı öfkende
Parçalanmalı…
Geriye kalırsa öfkenden artık parça
“İşte benim” diyebileceğin kadar işlenmiş bir yaşama sahip olabilirsin.
Ama kalmasa da dert değil.
Yitip gidebilir bundan sonra sahip olabileceğin her şey, kimin umurunda
gidenlerden sonra…
Her şey feda edilebilinir karanlığa;
hayatın da
ruhun da…
ve sonra yitip gitmenin huzurunu dilemeye başlarsın
tabiiyet bağımlılık yapar: huzura yada huzursuzluğa.
Ve her cins cinsini çeker: mutluluk da mutsuzluk da 
                                    Sense küçük beden
Çok cefakarsın biliyorum.
Ve büyük.
Acıların kadar…
Ama gidiyorsun…
Yapma.

Sana izah zor.
Her şeyi yutabiliyorsun çünkü, yada öyle sanıyorsun
Her şey
Çekiliyor içindeki boşluğa.
Ve yitiyorsun…
Yapma.

16.10.09

Category: dip  Tags: , , ,  Leave a Comment
geç-ermiş

bilme beni, bilme, bilme
unutup gittiğin bir anı olmak isterdim bu ağustos gecesinde yeniden sen gelmişken iklimlere
çünkü unutabilsen, hatırladığına sevinirdin belki
oysa şimdi
hiç unutmuyorsun beni
hiç
hep aklının bir köşesinde o kelepçe
hep aklının bir köşesinde o zindan
ben parmaklıklar ardına atılırken seni terk ettiğim için bana kızgınsın
garip olansa
sana hak veriyor olmam…
16.06.09

Category: dip  Tags: , , ,  Leave a Comment
ihtiva

senden ve benden geriye kalan

sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler

ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…

 

son şaheserim, ilk ümidim, inancım, renklerim, sevgim, sevgilim

ben senden gittim gideli sen neleri erittin

kimlere meze ettin ruhunu koca şişeler arasında

ki sen

bir şişe kadar bile büyük değildin dünyamda…

masum, mazlum, kırılgan

günahlarımdan savunulması gereken peri

ve koca dünyanın

en küçük hazinesi…

 

senden ve benden geriye kalan

sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler

ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…

 

kim hırpaladı seni bu haziran akşamında böyle üstün başın harap

içindeki çocuğun ırzına hangi it geçti? ki ben büyütmüştüm o çağını

bin bir zahmet

ve bin bir umutla…

şimdi sen, arta kalan benden

gençliğin beyoğlu’nun arka sokaklarında

görmekten utandığımız o filmin kahramanlarıyla.

sen…

sevgilim…

ne çabuk tükendin…

ve tükettin beni, içimi, benliğimi

gözlerimin irisini, akımı, karamı, renklerimi

bir caddenin karolarına gömdüğünden beri umutlarımı

şehrin günahı eteğine sıçradı…

 

senden ve benden geriye kalan

sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler

ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…

 

12.06.09

Category: dip  Tags: , ,  Leave a Comment
ithaf

söylenmeyen sözlerimin naifliğisin sen benim
içimde sakladığım sevgilim…
gün yüzü görmedi sana olan sevdam, kirlenmedin
seni seninle kirletemezdim…

27.05.09

Category: dip  Tags:  Leave a Comment