çünkü kaosa bağımlı benliğim; ben bir acıkeşim
kendime ceza kesildim ve mahkemenin savcısı bendim!
ben idamımı istedim o yitik sabahta
sense sensizliğe mahkum ettin…
çünkü kaosa bağımlı benliğim; ben bir acıkeşim
kendime ceza kesildim ve mahkemenin savcısı bendim!
ben idamımı istedim o yitik sabahta
sense sensizliğe mahkum ettin…
Küçüksün
Düşüncelerin kadar küçük
Ve içindeki irin
Zehirin
Zehirli sevişlerin
Sahiplenişin -ki katliam
Sen
Katilsin
Tahammülün yok mutluluğa
Kimsenin mutlu olmasını istememek gibi ütopyaların var senin
Yalnızca sen
olabilirsen
Ve her şey yıkılabilinir bu uğurda
Herkes katledilebilinir çünkü sen yitirişlerden doğmuş bir yetimsin
Kaybettiklerin karşısında her şeye sahip olabileceğini sanıyorsan, yanılıyorsun
Kaybetmeye devam edeceksin.
27.10.09
Düşünme…
Yanaklarına kondurduğum buselerde kaldı aklım
Üstüme çöken kokunda huzurum
Bileğimi tutan ellerin kelepçelerim ve hürriyetimi sevinçle teslim etmişim
Düşünme…
Ufacık gülüşlerin büyür zihnimde, çığ gibi, artarak daha da
Küçücük bedenin üstüme kapanır; dünya zifiri, her yer sen
Ve kanım çekilir parmak uçlarıma, sana uzanmak ister gibi adeta
Devinen her şey sen olurken
Düşünme…
deme bana…
24.10.09 10.30
Evet, seni aradım
ama telefon kayıtlarında yok bu çağrım
dağa sor, ormana, yaşlı çınara ve yapraklarına…
şahit tuttum geceleri yıldızları sessiz çığlıklarıma
gülerken yüzümdeki o alaca maskem
içimde seni tuttum
ve sen yoktun
gelişinin izi bile görünmüyordu ufukta
dans eden insanlardan ibaret güruhlar görüyordum ışıkların altında
ve sen yoktun…
Evet, seni aradım
bilinmeyen numaralardan seninle konuşuyordum zihnimde
gitmediğim yerlerde sahneler kuruyordum gülüşmelerin adına
ve süprizler yapıyordum sana
hava aydınlıktı, çiçekler yeşil, deniz mavi
her şey tam olması gerektiği gibi yani
teninde cennet kokusu
tenin kadife ipeğimsi…
küçük bedenini kollarımda çevirdiğim piknikler yapıyorduk seninle.
Evet, seni aradım
ve haberin yoktu senin
dört duvarıma sor bunu, attığım çentiklere
seviştiğim tenlerde bıraktığım öfkeye sor bunu, sevilmeyen bedenlerde
gittiğim mağazalardaki reyonlara sor, almadan bir şey çıktığım
izlediğim filmlerin boş koltuklarına
yalnız içtiğim şişelere
ve tükettiğim geçmişime sor…
22.10.09 14:37
Sana izah zor.
Bütün kelimeler ufak çünkü yara almış ruhundaki kara delikten
Ve her şey yutulmalı öfkende
Parçalanmalı…
Geriye kalırsa öfkenden artık parça
“İşte benim” diyebileceğin kadar işlenmiş bir yaşama sahip olabilirsin.
Ama kalmasa da dert değil.
Yitip gidebilir bundan sonra sahip olabileceğin her şey, kimin umurunda
gidenlerden sonra…
Her şey feda edilebilinir karanlığa;
hayatın da
ruhun da…
ve sonra yitip gitmenin huzurunu dilemeye başlarsın
tabiiyet bağımlılık yapar: huzura yada huzursuzluğa.
Ve her cins cinsini çeker: mutluluk da mutsuzluk da
Sense küçük beden
Çok cefakarsın biliyorum.
Ve büyük.
Acıların kadar…
Ama gidiyorsun…
Yapma.
Sana izah zor.
Her şeyi yutabiliyorsun çünkü, yada öyle sanıyorsun
Her şey
Çekiliyor içindeki boşluğa.
Ve yitiyorsun…
Yapma.
16.10.09
bilme beni, bilme, bilme
unutup gittiğin bir anı olmak isterdim bu ağustos gecesinde yeniden sen gelmişken iklimlere
çünkü unutabilsen, hatırladığına sevinirdin belki
oysa şimdi
hiç unutmuyorsun beni
hiç
hep aklının bir köşesinde o kelepçe
hep aklının bir köşesinde o zindan
ben parmaklıklar ardına atılırken seni terk ettiğim için bana kızgınsın
garip olansa
sana hak veriyor olmam…
16.06.09
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
son şaheserim, ilk ümidim, inancım, renklerim, sevgim, sevgilim
ben senden gittim gideli sen neleri erittin
kimlere meze ettin ruhunu koca şişeler arasında
ki sen
bir şişe kadar bile büyük değildin dünyamda…
masum, mazlum, kırılgan
günahlarımdan savunulması gereken peri
ve koca dünyanın
en küçük hazinesi…
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
kim hırpaladı seni bu haziran akşamında böyle üstün başın harap
içindeki çocuğun ırzına hangi it geçti? ki ben büyütmüştüm o çağını
bin bir zahmet
ve bin bir umutla…
şimdi sen, arta kalan benden
gençliğin beyoğlu’nun arka sokaklarında
görmekten utandığımız o filmin kahramanlarıyla.
sen…
sevgilim…
ne çabuk tükendin…
ve tükettin beni, içimi, benliğimi
gözlerimin irisini, akımı, karamı, renklerimi
bir caddenin karolarına gömdüğünden beri umutlarımı
şehrin günahı eteğine sıçradı…
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
12.06.09
söylenmeyen sözlerimin naifliğisin sen benim
içimde sakladığım sevgilim…
gün yüzü görmedi sana olan sevdam, kirlenmedin
seni seninle kirletemezdim…
27.05.09
sen
içimdeki çocuğu benden çalarken
ve ağlarken ardımdan elma şekerlerim
sekseklerim silinirken…
geçer dedin
geçiyor.
büyük insansın sen…
kimliği geçiyor insanın kendinden
büyümelerinde heycanı geçiyor
demir gibi yoruluyor huzurumuz
ruhumuzda aşkın alevi sönüyor.
24.05.2009
gün doğuyor, gitmeliyim
yoksa içimdeki bu kin
kinimdeki azim
silinirim…
görmesin beni güneşi gören gözlerin
kadife tenin nasırlı ellerime değmesin
irinlerim var benim, ve patlamaya hazırlar
incinirsin…
psy..