Archive for the Category »içeriden «

teşekkürler sevgilim

sevgilim,
gecemin huzuru, günümün neşesi, yüzümü güldüren, beni iyi eden, bana iyi gelen, heyecanlandıran ve neşelendiren, ruhumu beseyen…
her sabaha beni yeniden dirilten, bir sihirbaz gibi günümü süsleyen, ömrümün güzeli, çoşkum, mutluluğum…

aşkım,
neşem, çocuksu yanım, oyun arkadaşım, yeniden yaşadığım çocukluğum, saflığım, sadakatim, en samimi yanım, ütopyam, ömrümün en güzel çağı, gülen gözlerim, gülen yüzüm, gülen yanı ruhumun…

beni anlayan güzel kadın, ve sorgulamadan, yargılamadan… yargılamanın ardındaki alaycı hazzı umursamayan, küçük ve bilge kadın.

ne oldu anlamadım, birden bire. inan bunu tasarlamamıştım. birden bire çıkageldin tüm neşen ve çekiciliğinle ve hey hat! ne hoş ettin… ben, özür dilerim, varlığından ümidi kesmiştim, ve yorgundum ki koynunda dinleniyorum, inancımı yitirmiştim fakat sen geldin, sefalar verdin.
şimdi işte doğada yedi renk var mesela
şimdi neşesi var gülüşmelerin
şimdi kokunla bezenir çiçekler ve gerçekten sevgilim
hayat gerçekten işte şimdi güzel

sayende…

teşekkür ederim
sevgini bana bahşettiğin için…

kül

yandım, acıdı tüm küllerim
savrulurken bedenim, kendi aciz gençliğimi seyrettim
ve göz yaşım, gözüm, yaşım, yasım yoktu benim
ah’ım olmadan acı çektim
adım anılmadı…

12.01.2008

Category: içeriden  One Comment
geç

geçmiş tabutu hayatın
kaldığı yerde kalmalı herşey
ve sen
yaşamalısın

03.08.2007

dörtduvar

koca gökyüzü yetmedi bize değil mi?
hep dahası var sandık,
yanılmışız!
elimizde sahte geçmişin izleri
dört duvar arasına sığındık
ağlamaktayız!

inanmak bukadar zor
ve yalan bukadar kolayken
kusura bakmayın
ben birdaha sevemem

03.07.2007

ispat

işte geldik
ve gidiyoruz.
gördük cümle alemin vehametini
boğulduk,
dönüyoruz.

herşeyin tabiatı geçmeye mahkumken
ey benim acizliğim, dövünmen neden?

iskambilini kardı

yalnızlıklara tutsak yollar…
gitme…
gidersen yıkılır kağıttan evler…
ezilir altında, dayanamazsın
ağırdır yıkık ümitler…

08.05.2007

Category: içeriden  Tags: , , , ,  Leave a Comment
in

bak batıyor güneş
göreceğin son kızıllığın tadını çıkart
yarın gün doğmayacak.

çetin bir kış, uzun geceler yaşayacağız.
ne gök mavi
ne de vadi yeşil olmayacak.
sadece siyah.
uzun, derin, uçsuz bucaksız
korkunç, gergin, katil bir siyah…
gün yüzüne yalnız
dayananlar kavuşacak.

05.05.2007

Category: içeriden  Tags: , , , ,  One Comment
masal kahramanı

neşenle hayran bırakmıştın beni kendine.
çoşan bir yüreğin, gülümseyen gözlerin ve samimi sözlerin vardı senin.
bir ilkbahar esintisi gibiydi kokun ve tazelik ve umut ve huzur yayardın etrafına…
bülbüller şakırdı konuşmaya başladığında ve güneş düşerdi gülümsediğinde teninin her zerresine…
en güzel oyunları en masum şekilde oynamak gibi bir özelliğin vardı senin;
içten kahkahalarınla oyunu, zamanı, hayatı neşeli kılardın…
eşsiz bir çiçek, bir kartanesi kadar narindi tenin ama sen şefkatini asla esirgemezdin…
kırılgan, masum, temiz ve çocuksuydu ruhun; herkese gülücükler saçar, kırmalarına izin verir ve hep, affederdin…
ne zaman gözlerine baksam fırtınada dümenini kaybetmiş denizci gibi hissederdim kendimi: öyle bilinmez, öyle derin, öyle deli…
saçların dökülürdü yüzüne perçem perçem, hınzır bakışlarla süzerdin etrafı.
senin için her yer canlanması gereken birer resimdi; sevilmeli, renklendirilmeli, güzelleşmeliydi tüm kareler ve fakat sen nezaman gelsen renklenirdi tüm iklimler, bilmezdin…
çok severdin masalları, masal kahramanlarını, masallar anlatmayı ve yanında hayat hep masal tadında yaşanırdı…

şimdi oturmuş seni düşünüyorum bir hazan sabahı…
bütün o güzel anlar, anılar çok uzak kaldı.
yolunu şaşırmış bir bomba düştü dünyamıza; tam bir kaos, bir mahşer yeriydi; herkes ve herşey ancak canını kurtardı…
mevsim başka şimdi, yıl farklı
rüyalar, kabuslar, umutlar, gerçekler masallar, yerler farklı farklı
ben farklıyım, hayat farklı…
merak ediyorum: sende farklı mısın?
cansız, renksiz kaldım masal kahramanım
merak ediyorum: bana biraz renk katar mısın?

03.05.2007